Konferansa konuşmacı olarak katılan Eğitimci Mehmet Emin Sütçü, Hz. Muhammed'in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) örnekliğine vurgu yaparak şöyle konuştu:
Peygamber Efendimiz'in kâinatı anlamlandırmadaki rolüne değinen Sütçü, "Onun adına yapılan etkinliğe katılmak, onun adına herhangi bir toplantı, bir yarışma, bir sınav... Hangi etkinlik olursa olsun koşmak, koşturmak; emin olun Rabbimizin razı olacağı davranışlardır. O, Allah'ın Habibidir; o, alemlere rahmet olarak gönderilendir; o, üsve-i hasenedir. İçinde bulunduğumuz ahir zamanın en güzel örnekliğidir. Bizler Peygamber Aleyhissalatu Vesselam'ı hakkıyla tanırsak; onun suretini, davasını, mesajını hakkıyla anlarsak; onun o manevi şahsiyetini, Hakikat-i Muhammediye'yi, Nur-u Muhammediye'yi gerçek manada anlarsak, emin olun işte o zaman hem şahsi hayatımızda hem toplumsal hayatta büyük bir değişimin, dönüşümün başlangıcı demektir." dedi.
"Bilinmez bir hazineydim, bilinmek ve tanınmak istedim."
Peygamber Efendimiz'in kâinatı anlamlandırmadaki rolüne değinen Sütçü, "Kimdir Hazreti Muhammed Aleyhissalatu Vesselam? Onun manevi şahsiyetini nasıl anlamalıyız? Şüphesiz biz biliyoruz ki kutsi bir hadis üzere Rabbimiz buyuruyor: 'Bilinmez bir hazineydim, bilinmek ve tanınmak istedim.' Alemin yaratılışından maksat, insanın yaratılışından maksat ve o insan içerisinde en eşrefi, en kıymetlisi olan Hz. Muhammed Aleyhissalatu Vesselam'ın gönderilişinden maksat; Rabbimizin kendini tanıtmak istemesi, kendini bildirmek istemesidir. İşte bu yüzdendir ki Rabbimiz bize üç külli muarrif göndermiş. Yani kendisini en mükemmel şekilde, eksiksiz bir şekilde tarif eden, tanıtan, anlatan üç tanıtıcı, üç muallim var: Birincisi şu kitab-ı kebir-i kâinat. Kâinatın kendisi bir kitaptır. Galaksiler, gezegenler birer sure; dağlar, denizler, gezegenler... Her biri birer ayet, birer cümle; bize Rabbimizi tanıtıyor, bize O’nu anlatıyor, O'nu tarif ediyor. Rabbimiz kitabında eksiksiz bir şekilde, en mükemmel şekilde kendisini ayet ayet anlatmış, tanıtmıştır. Ve üçüncüsü Hazreti Muhammed Aleyhissalatu Vesselam'dır. O, hem bu iki kitabın muallimidir hem hayatıyla, siretiyle Rabbimizi bize en mükemmel şekilde tarif eden bir maariftir. Kâinatı onunla gerçek manada okuyabilir, tanıyabilir, anlayabiliriz." İfadelerine yer verdi.
“Şu alemin ruhu Nur-u Muhammedi'dir”
Hazreti Muhammed’in (s.a.v) kâinatın ruhu olduğunu belirten Sütçü, "Kâinatın, yeryüzünün ayetlerini o en güzel şekilde tefsir etmiş; Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini, surelerini en güzel şekilde o bizlere tefsir etmiş, hayatına aksettirmiş, yaşayarak göstermiştir. İşte o külli muarrif, Peygamber Aleyhisselatu Vesselam... Madem Rabbimiz kâinat gibi, Kur’an gibi manidar kitaplar göndermiş; o zaman her harfinde binlerce mana olan bu kâinat kitabının, o Kur’an’ın muhatabı olan insan için de bir zatı aleme en mükemmel rehber olarak gönderecek, en büyük öğretmen olarak gönderecek. İşte o, bizim Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselatu Vesselam'dır. Rabbimizin Habibine olan muhabbeti de onun bu vazifesinden dolayıdır. Bu vazifeyi en mükemmel şekilde yerine getirdiği için Habibullah makamına erişmiştir. Emin olun Üstadın tarifi ile diyor ki: "Şu aleme, şu kâinata bir kitap nazarıyla bakacak olursak Nur-u Muhammed’i, o kitabın katibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer şu aleme bir mücessem, cisimleşmiş bir hayat sahibi varlık olarak bakacak olursak Nur-u Muhammed’i, o alemin ruhu olur ruhu!" Nasıl ki bedende ruh neyse, şu alemi de öyle mücessem bir hayat sahibi farz edelim; şu alemin ruhu Nur-u Muhammedi'dir. (Sallallahu Aleyhi Vesellem)" şeklinde konuştu.
Program yapılan dua ile sona erdi. (İLKHA)