“Efendimiz’in (s.a.v.) etrafındaki o ilk halkanın büyük çoğunluğu gençlerden oluşuyordu”
Sözlerine Asr-ı Saadet dönemindeki gençlerin mücadelesiyle devam eden Kızılboğa,“Kıymetli Kardeşlerim! Gözlerimizi Asr-ı Saadet’e çevirdiğimizde, İslam davetinin merkezinde yine gençleri görürüz. Efendimiz’in (s.a.v.) etrafındaki o ilk halkanın büyük çoğunluğu gençlerden oluşuyordu: Mus'ab bin Umeyr (r.a.): Mekke’nin en zengin, en şık ve fiyakalı genciydi. İslam ile şereflendiğinde ailesini, servetini ve konforunu geride bıraktı. Medine’ye tek başına bir muallim olarak gitti ve nezaketi, güzel ahlakı ve Kur’an tilavetiyle koskoca bir şehri İslam’a açtı. Medine’yi Uhud’a, Uhud’u cennete taşıyan bir gençti o. Ali bin Ebî Tâlib (r.a.): Henüz çocuk yaşta İslam’ı kabul etti.
Efendimiz’in (s.a.v.) hicret gecesinde canı pahasına onun yatağına yatacak kadar gözü kara, ilmin kapısı olacak kadar birikimli bir gençti. Zeyd bin Sâbit (r.a.): Genç yaşında zekâsı ve azmiyle öne çıktı; Süryanice ve İbraniceyi haftalar içinde öğrendi, Efendimiz’in (s.a.v.) vahiy kâtibi oldu ve daha sonra Kur’an-ı Kerim’i toplama kurulunun başkanlığını yürüttü. Üsâme bin Zeyd (r.a.): Bağrında Ebû Bekir, Ömer gibi büyük sahabelerin bulunduğu orduya başkomutan tayin edildiğinde henüz 18 yaşındaydı. Ve Bugünün Diriliş Sembolü: Gazze Gençliği! İşte Sahabe Efendilerimizin sergilediği o adanmışlık ruhu, bugün Gazze’nin yiğit gençlerinde yeniden tecelli etmektedir.” İfadelerini kullandı.
“Onlar; teslimiyetin, izzetin ve sadakatin dersini tüm dünyaya vermekte”
Gazze'de yaşanan direnişe de dikkat çeken Kızılboğa, “Dünyanın gözü önünde benzeri görülmemiş bir imtihandan geçen Gazze gençliği; yıkıntılar arasında Kur'an ezberleyen hafızlarıyla, acısını imanıyla örten metanetiyle ve zalimin karşısında zerre kadar taviz vermeyen kıyamıyla çağın Ashâb-ı Kehf’i olmuştur. Onlar; teslimiyetin, izzetin ve sadakatin dersini tüm dünyaya vermekte, imanın sadece bir iddia değil, can pahasına durulacak bir duruş olduğunu göstermektedir. Gazze'deki kardeşlerimizin bu destansı direnişi, bizlere sorumluluklarımızı ve omuzlarımızdaki davanın büyüklüğünü bir kez daha hatırlatmaktadır.” şeklinde konuştu.
“Bizim davetimiz: Ahlak davetidir: Dürüstlüğümüzle, güvenilirliğimizle ve edebimizle yürüyen birer Kur'an olmaktır.”
Gençlere yönelik çağrısını sürdüren Kızılboğa, basın açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Ey Gençlik! Bizler bugün modern dünyanın karmaşası, dijital çağın hızı ve nefsin cazip tuzakları arasında bir imtihandan geçiyoruz. Ancak unutmayalım ki, Arş'ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insandan biri "Rabbine ibadet ederek yetişen gençtir." Bizim gençlik merkezimiz ve davetimiz; sadece binalardan veya sohbetlerden ibaret değildir. Bizim davetimiz: Ahlak davetidir: Dürüstlüğümüzle, güvenilirliğimizle ve edebimizle yürüyen birer Kur'an olmaktır. İlim ve Amel Davetidir: Çağın bilimini, teknolojisini ve düşüncesini İslam’ın süzgecinden geçirerek insanlığın faydasına sunmaktır.
Kardeşlik davetidir: Birbirimizin kusurunu örten, düşeni kaldıran, omuz omuza saf tutan bir bünyenin tuğlaları olmaktır. Şimdi toparlanma, silkelenme ve Mus’abça bir duruş sergileme vaktidir. Kendi hayatımızdan başlayarak ailemize, arkadaşlarımıza ve ulaştığımız her kalbe İslam'ın güler yüzünü, rahmetini ve adaletini taşımak zorundayız. Rabbim bizleri, dinine hizmet eden, gençliğini O’nun yolunda harcayan ve rızasına ulaşan sadık kullarından eylesin. Davamızın başı da sonu da Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmektir.”
Program, yapılan dua ile sona erdi. (İLKHA)