Advert

Deli Padişah Akıllı Trump(!)

12 Eylül darbesinden bir iki yıl sonra işte. Okul çok kalabalık. 23 Nisan törenleri için hazırlık var. Ama öyle sadece okulu süsleme filan değil, daha sonraları sadece askerlikte yapıldığını fark ettiğimiz türden çok nizami tören yürüyüşleri, bando takımı, toplu söylenen marşlar ve diğer aşırı disiplin içeren gösteriler. Bir de tahtadan silahlar verselerdi tam olurdu. O zaman onu neden akıl edemediler acaba?

Sonra coşkuyla okumamız için günlerce ezberletilen şiirlerdeki vurgular da şöyle kurgulanmıştı: “Vatan tehlikedeydi, padişahı kovmuştuk, bize ne saltanat ne sultan lazım değildi, çağdaş, aydın bir ulus olmuştuk..”

Devrim, modernlik üzerinden anlatılınca küçük zihinlerin sorgulama yeteneği de otomatik iptal edilmiş oluyordu ya böylece Osmanlı’yı hiç merak etmeye bile gerek kalmıyordu “eski” denmesi yeterliydi. Sınıfta; kılık kıyafet devrimini, şapka inkılabını, ölçü ve takvimdeki değişiklikleri dinlerken, sokaktan geçen kişinin “eskiiiciiiii!” diye bağırışı, bilinçaltında, öğüten değirmenin sesi gibiydi..

Güya uygarlık diye ulaşmamız gereken bir seviye vardı. Bu seviyenin ne olduğunu da detaylı bilmeye gerek yoktu. Vatanı kendilerinden kurtarmak için savaşılanların seviyesi demek de boştu. Fransızlar, İngilizler, Almanlar, Amerikalılar gibi o zaman yeniyi bize giydiren, yeniyi bize satan kim varsa onların; kayıtsız şartsız benzememiz, öykünmemiz, olduğu gibi taklit etmemiz gereken tüm vaziyetleriydi işte. O seviyede olanlar, ürettikleri otomobilin, uçağın yanında kravatlı, ceketli, pantolonlu, foterli poz veriyorlardı ya bu kadarı kâfiydi.

Avrupa’da babadan oğula geçen yedi krallık bulunduğu ve bunların hiç aksamadan varlığını sürdürdüğü saklanan bilgilerdendi. Bu konuda neden onlara uymadığımız kısmı atlanarak bizim görevimizin böyle işleri kurcalamadan bizzat kendi coğrafyamızın geçmişini sınırsız kötülemek, “işleri güçleri asmak kesmek olan sultanlar, çocuk padişahlar, deli padişahlar gelmiş” diye fazilet abidesi rolüne bürünüp akıldânelik yapmaktı. Bunlar hep monarşi ve saltanat yüzündendi. Demokraside asla böyle şeyler olmazdı. Halk, deli birini seçecek değildi ya. Gerçi son zamanlarda “Yeter ki Erdoğan gitsin, tuvalet terliği olsa ona oy veririz” diyenler oldu ama bu durum istisna sayılmalıydı.

Hele bir de Amerika var ya, oranın halkı çok daha bilinçli, acayip uygar, müthiş aydın, dehşet modern oldukları için onlar asla yanlış kişiyi seçmezlerdi. Tamam kapitalin etkisi olurdu ama adamlar herhalde beyni olmayan, ortalama etik vasıfları taşımayan, evrensel asgari olumlu davranış yeterliliğine sahip olmayan adayı hiç mi hiç seçmezlerdi.

Diyelim ki seçtikleri aday aklını oynattı, bu durumda hem onu hemen görevden alırlardı hem de kararlarına itiraz ederler uygulamazlardı.

Haa Trump’ın öyle olduğunu mu fark ettiler, merak etmeyin kısa sürede onun ipini çekerler diyeceksiniz.

İyi de önceki başkanlar çok mu normaldi? Hangisinin sicilinde devasa soykırımlar yok, işgaller yok? Hangisi kendisini tanrı yerine koymamış, hangisi Afrikalıyı, “Ortadoğulu” ve Asyalıyı normal insan olarak görmüş?

O zaman geriye çok fazla ihtimal kalmıyor. Demokrasi denilen uygarlık zımbırtısı, uğursuz delileri, katilleri, ahlaksızları ve insanlık düşmanlıklarını başa getirmek için de son derece kullanışlı bir araç.

Tamam Amerikan halkı kendisine ahmak birini mi uygun görüyor, sadist, manyak birini mi layık görüyor kimi seçerse seçsin de bu seçtikleri zat, hünerlerini yalnızca kendini seçenlere göstersin.

Maalesef, seçtiklerini dünyanın başına bela ediyorlar.

O yüzden Nuh aleyhisselamın duasını vird edinmek lazım: "Rabbim! Yeryüzünde inkârcılardan, hareket eden bir tek kişi bırakma.” (Nuh 26)

Neyse bize düşen belli.

Uslu çocuklar olmaya devam:

“Vatan tehlikedeydi. Ne padişah ne sultan. Uygarlık hedefimiz, çağdaşlıktır gayemiz. Çok yaşa demokrasi çok yaşa modernliğimiz..”

foto
Yazar: Özkan Yaman
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal