TİYATRO

Gazze’de ateşkes tiyatrosu devam ediyor.

HAMAS çerçeve anlaşmayı onayladı; ama israil saldırılara devam ediyor.

İşgalci Siyonist rejim, şartlarına uymadığı anlaşmayı sabote etmek için her türlü şeytanlığa başvuruyor.

“Barış Kurulu” dediler, “Garantör ülkeler” dediler, birbirlerine teşekkür ettiler, tebrik ettiler; ama Gazze’de ateşkesten bu yana 1200’ü aşkın kişi şehid edildi.

İşgalciye karşı olduğunu söyleyen ülkeler bir çözüme ulaşılabilmesi için Amerikan başkanının ağzına bakıyorlar ve Trump da hiç naz yapmadan ikide bir “Netanyahu ile mükemmel görüşmeler” yaptığını açıklıyor.

Gazze’de ateşkes tiyatrosu sahneleniyor; ama abluka gerçek, her gün şehidlerin sayısının artması gerçek, işgal alanının genişlemesi gerçek!

Aslında görebilenler için tiyatronun tarihi oldukça eski ve alanı geniş.

Mesela israilin “Orta doğunun en demokratik ülkesi” olduğu söylenir; ama işgal rejimi uluslararası hukuk kurumlarını, uluslararası mahkemeleri, denetim kuruluşlarını kabul etmiyor.

Yine de oyuna devam ediyor ve tanımadıkları kurumların işleyişine müdahalede bulunabiliyorlar.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Siyonist rejimi arada bir rahatsız eden kurumlardan biri.

Gerçekçi olsun diye mahkemeye atanan kimi savcı ve yargıçların “liberal ve solculardan” seçilmesine ses çıkarmıyorlar. Neticede atanan kişilerin denetlendiği ya da yıpratılıp işlevsizleştirildiği kurumların varlığından haberdardırlar.

Netanyahu ve Galant’ı soykırım ile suçlayan son başsavcının yaşadıkları her şeyi anlatıyor aslında.

Pakistan kökenli bir ingiliz vatandaşı olan “ünlü hukukçu” Kerim Ahmed Han’dan söz ediyoruz.

Başsavcı Kerim Ahmed Han’ın görevden alınması tiyatronun senaryosunun oyun sırasında değiştiğini gösteriyor.

Kerim Ahmed Han, Kadıyani bir aileden geliyordu ve UCM’deki görevinden önce uluslararası sistem için “önemli” işler yapmıştı.

Irak’ta BM adına araştırma yapan komisyonun başkanlığını yapmış, DAİŞ ile ilgili belgeler toplamış, “Müslüman terörist” imajının oluşmasına büyük katkılar vermiş ve bu şekilde popülaritesini artırmıştı.

Amerika’nın Afganistan’da savaş suçları işlediğine dair tartışmalar söz konusu olduğunda “Asıl suçlu Taliban’dır” diyerek Amerikalı askerlerin yaptığı insanlık dışı cinayetlerin sorgulanmasına karşı çıkmıştı.

Başsavcı Han, bununla da yetinmemiş Rusya devlet başkanı hakkında da tutuklama kararı çıkarmış, bunun üzerine Rusya, Han’ı “arananlar” listesine eklemişti.

Kerim Ahmed Han’ın, israil ve Amerika’yı rahatsız eden soykırım soruşturmasında ise gözden kaçan önemli bir ayrıntı vardı. Başsavcı Han, Netanyahu ve Galant hakkında tutuklama kararı çıkarırken Yahya Sinvar, İsmail Heniyye ve Muhammed Masri hakkında da aynı kararı vermişti.

Soykırımcı ve işgalci israilden sadece iki kişi için tutuklama isteyen Başsavcı, direnişin aziz önderlerine de “işgale karşı direndikleri” için suçlamada bulunmuştu.

Ama işte “dokunulamaz” olana dokunmuştu ve bundan dolayı cezalandırılmalıydı. Aynı kurumda çalışan bir stajere yönelik “cinsel taciz” suçlamasına muhatap oldu ve görevden alındı.

Kerim Han’dan önce savcılık görevini yapan Gambiyalı Fatou Bensouda da baskılara uzun süre direnmiş; ama sonunda pes edip istifa etmişti.

Bensouda, istifa açıklamasında görevini yapamadığı için ayrıldığını ima etmiş ve şunları söylemişti: “Savcılığın adil, etkili ve caydırıcı olmak için tarafların kim olduğuna bakmaksızın korkusuzca ve kayırmadan sadece hukuka dayanarak karar vermesi gerekir.”

Aslında Bensouda, 2019’da israil işgali altındaki Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi'nde savaş suçlarının işlendiğini belirtmiş ve mahkemeden soruşturma için izin istemişti.

Başsavcının bu talebine karşılık Netanyahu, “Bu çabaların israilin meşruiyetini sorgulama amaçlı” olduğunu iddia etmişti.

Kerim Ahmed Han’dan sonra göreve kim getirildi, çok da önemli değil.

Tiyatro devam ediyor ve senaryo yazarları herhalde bundan sonra artık “gerçekçi olsun” konusuna da pek takılmayacaklar.

foto
Yazar: HASAN SABAZ
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal