Halka Göre İktidar, İktidara Göre Halk

.. Ve şüphesiz Allah, kendi dinine yardım edenlere, mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah, çok üstündür, çok güçlüdür.

Onlar, kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah'ındır.” (Hac: 40-41)

Bu ayetteki “mekkennâ” ifadesine bu ülkede siyasetle alakalı olarak çok telaffuz edilen “iktidar vermek” diye meal verilince âyet daha kolay anlaşılıyor. Ayrıca Yusuf aleyhisselâma devlet yönetiminde verilen makam ve yetki gibi Zülkarneyn aleyhisselâma verilen ihtişamlı hükümdarlık için de yine aynı kelimenin kullanılması “imkân vermek, sağlamlaştırmak” anlamıyla “iktidar” kavramına uygun düşüyor.

Tabi, Kur’an-ı Kerim’de; yönetime gelmek, yetkilendirmek, güç ve otorite vermek manasında; imamlık, mülk, hüküm, sultan, tevellî gibi başka ifadeler de var.

Mesela şu ayette “iş başına gelmek” meâlinde “tevellâ” ifadesi geçmiş:

“Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeye çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.” (Bakara: 204-205)

Yukarıdaki iki ayet, iki farklı tutuma işaret ediyor.

Birincisinde Allah’ın dinine yardım edenlerin, iktidara gelince namaz, zekât ve iyiliği emir kötülüğü nehiy gibi bir çaba ve gayretlerinden bahsediliyor.

İkincisinde ise Müslüman gözükerek beğeni aldığı halde yönetimi devralınca ekini ve nesli yok etmeye çalışan kimselerden bahsediliyor.

Birincisinde başa gelenlerin hakimiyetindeki sağlamlık vurgusu öne çıkarken, ikincilerin idaresinde ise her şeyin kontrolünü eline alan değil de sanki sadece kendisine sunulan yönetme pozisyonundaki bir emanetçi çağrışımı hissediliyor.

Sonuçta ilkinde yönetme imtihanının nasıl kazanılacağı, ikincisinde ise nasıl kaybedileceği nazara veriliyor.

Peygamberlikten önce hükümdar kılınan Hz. Davud Aleyhisselam üzerinden yöneticiliğin kıvamı tekrar hatırlatılıyor:

“Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde halife (yönetici) kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.” (Sad: 26)

Yöneticinin Hakka değil de heva heveslere uyması Allah yolundan sapmasıdır, açık ve net.

"Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi?” (Yunus: 88)

Hz. Musa aleyhisselam bu niyazında; “onlara iktidar veya yetki verdin” demez. Zorbalıklarının dayanağı olan debdebe ve ışıltılı şatafatın saptırıcı özelliğini dile getirir.

Mesele, Müslüman bir toplumun idaresi olunca konu çok daha hassas hale geliyor.

Büyük sahabi Ma’kıl İbni Yesâr (ra), Basra’da ölüm döşeğinde iken, kendisini ziyarete gelen zalim vâli Ubeydullah İbni Ziyâd’a şu Hadisi şerifi söyler:

“Hak Teala, yönetici yaptığı bir kimse, yönettiği insanları aldatarak ölürse, Allah cc ona cennet yüzü göstermez.” (Buhârî, Müslim)

Bu rivayet şöyle de gelmiştir: “Müslümanların işlerini üstlenip de onlar için çalışmayan hiçbir idareci, onlarla beraber cennete giremez.”

Tâbiînin büyüklerinden İbn Şihâb ez-Zührî(rh); Emevi halifelerinin halkı nasıl etkilediğinden söz ederken şöyle der: Velîd b. Abdilmelik’in bütün derdi sarayın süsü, görkemi ve imarı idi; onun zamanında insanların da tek gündemi evlerinin dükkanlarının konforu, eşyası, şekli, fiyatı idi. Süleyman ibni Abdilmelik ise yemeğe ve kadınlara düşkün idi; onun döneminde de halk çoğunlukla bunları konuşurdu. Ömer b. Abdülaziz (ra) ise sürekli dua, secde gibi taatle meşguldü; haliyle insanların ağırlıklı mevzuları hep kulluğun gerekleriydi.”

İbn-i Kesir (rh), burada bir ayrıntı verir: “Ömer b. Abdülaziz’in bütün işi gücü Kur’an, namaz ve ibadetti; öyle ki onu bu vaziyette gören, duyan toplum da böyle olmuştu. Bir kişi diğerine rastlayınca: ‘Bugün virdin ne kadar? Her gün ne kadar Kur’an okuyorsun? Dün gece ne namaz kıldın?’ diye sorardı.”

Halk nasılsa yönetici ona göre, yönetici nasılsa halk da ona göre.

Ona göre..

foto
Yazar: Özkan Yaman
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal