Bid’atlarla savaşanlar Tağutla savaşamazlar!

Sevgili gençler, elbette okudukça göreceksiniz, İslam’a bir takım bid’at ve hurafeler sokulmuştur, bunları bilmek ve bunlardan uzaklaşmak ve gücümüzün yettiği kadar Müslümanları uyarmak da görevimizdir.

Fakat burada çok ince bir nokta vardır; Bid’at ve hurafelerle savaşmayı kendimiz için yegâne iş haline getirdiğimiz, her şeyin önüne geçirdiğimiz, kendimizi adeta buna adadığımız zaman kaybederiz.

İsterseniz şöyle bir bakın, bulundukları yerde bid’ad ve hurafelerle mücadele etmeyi kendileri için biricik hedef yapanlar bir yerde saplanıp kalmışlardır.

Çünkü bid’at ve hurafelerle amel edenler halktır, bizim gariban insanımızdır. Böyle olunca biz gariban insanımızla boğuşup duruyoruz demektir. Eğer siz mevlit gecesiyle boğuşuyorsanız, türbelerle boğuşuyorsanız, rabıtayla kavga etmeyi her şeyin önüne almışsanız, mezarlarda Kur’an okumaya savaş ilan etmişseniz iyi bilin ki siz halkla savaşıyorsunuz demektir, halkın genelini bu şekilde karşısına alanlar asla nihai bir galibiyet elde edemeyeceklerdir.

Hepsinden de önemlisi tağutla mücadeleyi unutmuşlar, belki de göze alamadıkları için bile bile bu yolu seçmişler demektir. Bunu kendilerine söylediğimiz bazı kardeşler asıl tağutun bunlar olduğunu söylüyorlar.

Allah için söyleyin, saydığınız bu bid’atlar mücadele ettiğinizde yani “kabirlere, ölülere Kur’an okunmaz, Mevlit yoktur, miraç yoktur vs.” dediğinizden dolayı sizin kılınıza dokunan oldu mu?

Ama bir defacık “Bu milletin milyonlarca yavrusunu Kemalizm putuna taptıramazsınız!” deyin bakalım başınıza gelecekleri görürsünüz? Özellikle bunu bid’at ve hurafelerle mücadele ettiğini söyleyen akademisyenlere, ekranların ve sanal medyanın kahramanla söylüyoruz!

Selam ve dua ile

foto
Yazar: Mehmet Göktaş
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal